Angora Tavşanı Hakkında

Anadolu\’ya özgü olan bu tavşan türü Ankara tavşanı diye de anılmaktadır. Angora tavşanı yünü sebebiyle 18.yy\’da evcil hayvan olarak dünya üzerinde özellikle yüksek tabaka tarafından çokça tercih ediliyordu. Türkiye’den dünya üzerine yayılan bu tavşan türünün nesli 1723 yılında Türkiye’de tükenmiştir.

angora tavşanı

Angora Tavşanı Hakkında ayırt edici en büyük özelliği yünüdür. Yünü sebebiyle yün üreticileri tarafından özel olarak büyütülüp yetiştirilmektedir. Üretim oranının %90 anın Çin’de bulunan Agora tavşanından dünya üzerinde yıllık ortalama 8000-12.000 ton arası yün üretilmektedir.

Türkiye’de soyu tükenen bu hayvanın üretimi ise yaklaşık 3.yy sonra Almanyadan, Türkiyeye getirilmesiyle oluşmuştur. Koyun tüyünden 2 kat daha sıcak tutabilen bu verimli yün türüne sahip Ankara tavşanı kırpılacak boyuta gelene kadar saklanılması ve beslenilmesi açısından zor olduğu için üretimi Türkiye\’de yaygınlaşmamıştır.

 Angora Tavşanının Özellikleri

Angora tavşanı günümüzde bakımı ve ekonomik değeri yüzünden sadece yün üreticileri tarafından beslenilmektedir. Genellikle 4 yıl yün veren bu tavşan türünün, boyu kısa kulakları dik ve uçları püsküllü başı yuvarlak ve ortalama olarak 3-4 kilo olup orta boyutlardadırlar. Safkanlarının Albino olmaları sebebiyle ise genelde beyaz renktedirler fakat yüzyıllardır göç ettirilen bu tavşan çeşidinin 12 değişik rengi mevcuttur.

Beslenmesi kolay olan bu hayvan türünün tüylerinin uzun olması sebebiyle sürekli taranması gerekmektedir. Hamilelik süreci ortalama 33 gün süren bu tavşan türünün dişileri doğumdan sonra yeterli beslenilmeyip gerekli ilgi gösterilmezse yavrularına zarar verebilmektedir. Bu hayvan türünde en çok karşılaşılan 2 farklı ölüm türü vardır:

1-Kırkımdan sonradır. Sıcak veya soğuk havanın etkisiyle gelen hastalıklar bu tür için ölümcül olmaktadır.

2-Kendi tüylerini çokça yutan bu hayvan tüylerinden dolayı yeterince beslenemez ve bu da ölümüne sebep olmaktadır.

İş gücünün fazla olması ve kırpılacak uzunluğa gelene kadar tüylerinin korunmasının zor olması sebebiyle genellikle gelişmemiş ülkelerde tercih edilmektedir. Tüyleri çok değerli olan bu hayvan türünün üretimi geliştirilemediği için dünya üzerinde çok yaygın değildir.

 

Alageyik Hakkında

Alageyik yada Yağmurca birçok efsaneye konu olmuş Anadolu ve Türk kültüründe de önemli bir yere sahip değerli bir hayvandır. Sürü halinde belli başlı yerlerde yaşayan alageyikler yüz yıllardır. İnsanların büyük ilgisine maruz kalmışlardır. Gece gezmeyi seven benekli derisi ile özel tutkunları olan bu alageyiklerin boynuzu kürek şeklindedir.

Alageyiklerin en saf bulunduğu yer Antalya’dır. Avrupa ve dünyanın birçok yerinde korunaklı barınaklarda bakılmaktadır. Alageyiğin yayıldığı yer Türkiye’dir. Buradan tüm dünyaya açılan bu tutku dünya genelinde binlerce insana yayılmıştır. Asya ve Afrika steplerinde bulunmaz.

alageyik hakkında

Özellikleri

Yaşam süreleri ortalama 11-12 yıldır. Yazın beyaz benekleri ile sarıya çalan kahve derisi, kışında gri tenine bürünür. Erkek alageyikler ortalama 150 cm botundadır ve yine ortalama80 kg kadardır. Dişileri ise 140 cm boy 40 kg da ağırlıkları olabilmektedir. Erkek alageyiğin yabaya benzeyen kürek boynuzlarının ağırlığı ise 5- 7 kg arası değişiklik gösterir. Avrupa da ki Alageyik türleri evcil veya yarı evcil olarak bakılmaktadır.

Alageyik Hakkında efsanelere konu olan asıl yer ise Bolu dağıdır. Burada zamanla sayıları oldukça azalmıştır. İran’ın batısında da bulunan bir alt türü mevcuttur. Bilinçsiz avlanma ile yüz yıllardır nesilleri tükenme noktasına gelen alageyikler 2010 yılında yapılan bir çalışma ile tekrar sayıları artmaya başlamıştır. Bugün Düzler çamı bölgesinde 200 300 baş bulunmakta ve Türkiye’nin dört bir yanına gönderilmektedir. Alageyiklerin besinleri otlardır. Yaprak, çalı, ağaç sürgünleri ile beslenirler.

Avlanması en zor hayvanlardan olan alageyikler çok süratlidirler. Yaklaşık bir metrelik yükseklikten atlayabilirler. Ormanın derinliklerinde saklandığında bulunması neredeyse imkânsızdır. Koşmaya hazırlanırken kuyruklarını sallarlar. Belki de alageyiklerin efsaneleri konu olmasının güzelliğinin yanında zor oluşununda etkisi vardır. Alageyik genel de tek doğurur ikiz doğurduğu enderdir. Yavrusu diğer geyik türlerine göre daha çabuk uyum sağlar bir saatte koşmayı öğrenir.

Mercimek Nasıl Yetiştirilir?

Mercimek nasıl yetiştirilir? Hiç düşündünüz mü? Öncelikle şunu söylemek gerekir ki ülkemizde özellikle Güneydoğu ve İç Anadolu’da yetiştirilen bu bitki birçok toprak tipine uyum sağlamaktadır. Fazla neme de ihtiyaç duymayan bu bitkinin ekimi kışlık ise ekim kasım aylarında yazlık ise şubat mart aylarında yapılmaktadır. Kışlık ve yazlık mercimeği birbirinden ayırmak gereklidir.

 

Çünkü kışlık mercimek keskin kışlara, kara ve soğuğa dayanıklı iken yazlık mercimek kış aylarında asla yetişmez. Mercimek genel olarak fazla neme ihtiyaç duymadığı hatta kuru alanlarda yetiştiği için yetiştiriciliğinde sık sık sulanma da gerektirmez.

mercimek nasıl yetiştirilir

 

Mercimek yetiştiriciliğinde çiftçileri en çok zorlayan kısmı mercimek tarlalarında yetişen yabani otlardır. Yabani otların mercimek bitkisinin gelişimini engellememesi için ekim ilk yağmur sonrasında yabani otlar ekilecek araziden tamamen temizlendikten sonra yapılmalıdır.

 

Mercimeklerin hasat zamanı ekiminden itibaren yaklaşık 3 ay sonrasıdır. Eğer mercimek bitkisi altın sarısı renginde ve taneler yeterli büyüklükte ve parmakla ezilemeyecek kıvamda ise hasat zamanı gelmiş demektir. Mercimekler bu aşamada yetiştiriciler tarafından özenle toplanır ve satışa sunulmak üzere büyük işletmelere gönderilir.

1 2 3 23